Yaklaşık yarım asırdır sevdiği Gazetecilik mesleğini icra eden Kemal Soylu, aynı zamanda iyi bir de Konya sevdalısı olmasıyla biliniyor. Konya’nın tarihine ve kültürüne katkı sağlamayı ve gelecek nesillere aktarmayı kendine görev edinen Gazeteci Soylu, Gazetecilik mesleğini de bu doğrultuda yürütüyor. Gazeteciliğin gereği olarak tanıma fırsatı bulduğu Konya’nın kültür insanlarından da bu konuda feyz alan Soylu, ninesinden kalma Eski Konya Evi’ni restore ederek hem Konya kültürüne katkı sağladı hem de ninesinin ismini verdiği “Fatma Sultan Konağı”nda dostlarını ağırlıyor.
ADETA YENİDEN HAYAT BULDU
Ninesinden yadigar Fatma Sultan Konağı’nı kendi imkanlarıyla restore ettiren Gazeteci Soylu, Konak’ta doğal bir yaşam sürüyor. Eski Konya Evi olan ve restorasyon işleminin ardından küllerinden yeniden doğan Konak, herkesin ilgisini çekiyor. Gazeteci Soylu Konak’ta köpek, tavuk, kuş, kedi beslerken; aynı zamanda organik tarım da yapıyor.
DOSTLARINA KAPISINI AÇTI
Fatma Sultan Konağı restorasyonun ardından Gazeteci Soylu’nun dostlarını, arkadaşlarını hatta tanımadığı vatandaşları dahi ağırladığı bir mekana dönüştü. Kapısını herkese açtığı Fatma Sultan Konağı’nı Basın Müzesi’ne dönüştürmeyi hedefleyen Soylu, şehrin ve mesleğinin tarihine, kültürüne katkı sağlayacak olmasının da mutluluğunu yaşıyor.
NİNEMİN EMANETİNİ YAŞATMAK İSTEDİM
Gazeteci Soylu, Fatma Sultan Konağı’na ilişkin önemli bilgiler verdi. 1979 yılında lise 2. sınıfa giderken Yeni Meram Gazetesi’nde gazetecilik mesleğine başladığını belirten Soylu; “Tesadüfen rahmetli Mehmet Gazel’le tanışmıştık. Ondan sonra gazeteciliğe başladık. Ben bu evde doğdum ve beni ninem büyüttü. Gazetecilik mesleğine başlayınca da; Feyzi Halıcı, Seyit Küçükbezirci, Yalçın Dikilitaş, Rıdvan Bülbül, Sefa Odabaş gibi Konya sevdalısı insanlarla haşır neşir olmaya başladık. Tabi bu insanlar Konya kültürünün efsaneleri. Dolayısı ile Konya’ya sahip çıkmak adına biz de bu önemli isimlerden feyz aldık. Burası da ninemden bana kalınca, yaşatmak istedim” dedi.
HAYALİMDEKİ GİBİ OLMADI AMA YİNE DE GÜZEL OLDU
Konak’ın restorasyon sürecini anlatan Soylu şunları aktardı; “Burası tarihi bir yer. Hayalimde burayı aslına uygun bir şekilde restore etmek ve ayakta tutmak vardı. Ancak çok da istediğim gibi olmadı. Çünkü usta bulmak çok zor. 2,5 sene ahşabı, 1,5 sene dışardaki taşı sürdü. Boyası için Eskişehir’den birini bulduk, yaptırdık. Ustaya bir şey de diyemiyorsun, “al kendin yap” deyip çıkıyor. Dolayısı ile hayalimdeki gibi olmadı ama yine de en iyi şekilde yapmaya çalıştık. 5 yılı geçti. Sağ olsun Meram Belediye Başkanımız Mustafa Kavuş da restorasyon aşamasında ziyaret ederek fikirler verdi, çok yardımı oldu.”
EVİN YAPIMI 5 YIL SÜRDÜ
Gazeteci Soylu, evin tarihi hakkında da bilgi verdi. Rahmetli dedesinin evin yapımına 1932 yılında başladığını belirten Soylu; “Dedem evi 5 yılda yapmış ve ev 1937 yılında tamamlanmış. Burası tam bir eski Konya evlerinden. Babam Bozkırlı, annem Konya’nın yerlisi. Annem bu evde doğdu, büyüdü. Dolayısı ile burası bana kalmış oldu” diye konuştu.
KONAK AYNI ZAMANDA PLATO
Evi restore etme kararı aldığı dönemde Konya Olay TV’nin de temellerini attıklarını anlatan Soylu, şu bilgileri verdi; “Milliyet Konya Bürosu ile birlikte Konya Olay Gazetesi, Dergi vs. yayınları devam ederken, dijitale adım atarak Konya Olay TV’yi hayata geçirdik. Dijitale girince; “bu bina harika bir televizyon binası olur” diye düşündüm. Ancak burası ahşap olunca, RTÜK yangın vs. riskine karşı çok sıcak bakmadı. Dolayısı ile ondan vazgeçtik ancak bu bina RTÜK’te Konya Olay TV Platosu olarak geçiyor.”
MÜZE FİKRİ ORTAYA ÇIKTI
Nineden kalma konağı korumak ve yaşatmak adına yola çıktığını anımsatan Soylu, bu binanın geleceğe taşınması için yeni bir yol haritası çizdi. Binayı müze haline getirme fikrini hayata geçireceğini dile getiren Soylu; “Tarihi korumak adına yola çıkmıştık, madem televizyon binası da yapamıyorsak ben burayı kendi adıma bir müze yapıyım diye düşündüm. 45 yıllık gazetecilik birikimim var. Dolayısı ile hem kendi kullandığım malzemeleri hem de gazeteci arkadaşların da meslekte kullandıkları fotoğraf makinesi, daktilo, kamera gibi malzemeleri isimlerini yazarak burada sergilemek suretiyle bir Basın Müzesi hayata geçireceğim. Müze herkese açık olacak” ifadelerini kullandı.
TABİATLA İÇİÇE BİR ORTAM
Konak’ta tabiatla içiçe bir yaşam sürdüklerini belirten Soylu; “Burada benim yerimin hemen yanında annemin de yeri var. Boş duracağına orayı ekip dikiyorum. Eşle, dostla yiyoruz. Ürünlerimiz tamamen doğal. Hobi amaçlı yapıyorum. Yine burada köpeklerim var. Onlarla ilgileniyorum. Tavuklarım, kuşlarım, kedim var. Onlarla da ilgileniyorum” dedi.
KONAK GAZETECİLERE DE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR
Konak’ta dostlarını ağırladığı güzel programlar yaptığını ifade eden Soylu, şöyle konuştu; “Geçen sene burada eski gazeteci dostları ağırladık. Çok güzel bir ortam oldu. Yaklaşık 160 kişi katıldı. Yaptığımız organizasyona yeni gazeteci arkadaşlardan da “Biz niye yokuz” diye tepkiler geldi. Ben de bu sene eski ve yeni gazeteciler birlikte olsun diyerek herkesi davet ettim. Ömrüm olursa bu buluşmayı geleneksel hale getirip her yıl yapacağım. Aynı zamanda burayı müzeye çevirince bir vakıf kurarak, o vakfa vasiyet edeceğim, öldükten sonra da yılda bir gazeteci arkadaşları burada toplayın diyeceğim ve bu organizasyonun devam etmesini sağlayacağım.”
GÖNÜL KAPISI HALİNE GELDİ
Fatma Sultan Konağı’nın herkese açık olduğunu anlatan Soylu; “Burası herkese açık. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımız aradı, bu Pazar senin oraya kahvaltıya geleceğim dedi, buyur gel dedim. Ailesiyle, çoluk çocuğuyla gelmiş burada kahvaltı yaptık. Hatta bir gün AK Parti Kadın Kollarından bir bayan aradı Fatma Sultan Konağı diyerek, burada kahvaltı vermek istediklerini söyledi. Dedim ki burası kafe değil, restoran değil, burası özel bir mülk, eşi dostu burada ağırlıyorum ama siz yiyeceğinizi getirin çay-su benden buyurun gelin dedim. Tabi çok mutlu oldular, yiyeceği içeceği hallederiz dediler, geldiler burada yemek yediler. Çok beğendiler burayı. Dolayısı ile burası dost, gönül kapısı. İnsan dostlarıyla mutlu oluyor. Ben dost canlısı bir insanım” şeklinde konuştu.
MERAK EDİP KAPI ÇALAN VAR
Konağın restorasyondan sonra dikkat çekmeye başladığını vurgulayan Soylu; “Bazen insanlar buradan geçerken görüyorlar ve merak ediyorlar. Kapı çalıyor, buyurun diyoruz, çok merak ettik burası ne görsek filan diyorlar. Belediyenin bir tesisi filan sanıyorlar. Biz bu tür gelenlere de kapımızı açıyoruz, buyurun gezin diyoruz. Geziyorlar bakıyorlar. Kendi imkanlarımla müze yapacağım, Kültür Bakanlığı’na da tescilini yaptıracağım herkes gezsin, görsün” diye konuştu.
FİLM ÇEKİLDİ
Konağın Eski Konya Evi olması nedeniyle şehir kültürü açısından oldukça önemli olduğunun bilgisini veren Gazeteci Soylu şunları kaydetti; “Burada Endonezyalılar Mevlana konulu film çektiler. Film 5 ülkede yayınlandı. Yine Büyükşehir Belediyesi Babalar Günü ile ilgili bir kısa film çekti. Dolayısı ile Konya’nın tanıtımına, şehir kültürüne de katkı sağlayan bir konak haline geldi.”











Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir