Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sait Şimşek Kurban Bayramının ikinci gününde vefat etti. Ömrünü tefsire adayan merhum Prof. Dr. Mehmet Sait Şimşek sevenleri ve dostları Konya Yenigün Gazetesine anlattı.
‘KUR’AN ÂŞIĞIYDI’
İlahiyatçı-Yazar Mehmet Emin Parlaktürk, merhum Prof. Dr. Mehmet Sait Şimşek’in Kur’an aşığı olduğuna dikkat çekerek, “Uzun yıllardır tanıdığım ve özel tefsir sohbetlerini kaçırmadığım M.Sait Şimşek Hocamız tek kelimeyle bir Kur’an âşığıydı. “Tekrar dünyaya gelsem yine ilahiyatçı olurum” diyen Şimşek: “Tıp doktorluğunu küçümsediğimden yahut sevabının daha az oluşundan değil, insanların kanları ve irinleriyle uğraşmaktansa onların beyinlerine hitap etmeyi tercih ederim. İlahiyatçılık işte budur” diyordu. Kendisi Arap kökenli olduğu halde Mardin’li olmasından dolayı “kürt” sanılırdi ve bu yüzden Bakanlıkça uzun süre tayini yapılmadı. Üniversite’ye geçerken de ırkçı engellere maruz kaldı, bunu şöyle anlatır: “Doçentlik sınavına girip kazandım ama yedi yıl kadro verilmedi. Profesörlüğe kadar araştırma görevliliği kadrosunda kaldım. Profesörlük kadrosu da iki yıl gecikmeli verildi.”
‘GAZZE’DE YAŞANANLARDAN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYUYORDU’
Merhum Prof. Dr. Mehmet Sait Şimşek’in Gazze’de yaşanan olaylardan büyük üzüntü duyduğunu ve Müslüman ülke liderlerini bundan sorumlu tuttuğunu ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü, “Merhum Şimşek, devlet yönetiminde ne laikliği kabul ederdi ne teokrasiyi… Ulusalcı değildi ama ulusu da ret etmezdi. Aşırılığı sevmezdi. Vasat ümmetten yanaydı. “Ümmet-i vasat demek, orta yolu takip eden topluluk demektir. Orta yol ise, adalet yani denge demek" derdi. O, “İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an’a hakkıyla vakıf olmadan yapılan değerlendirmelerin tutarlı olmayacağı” kanaatindeydi. Gazze’de yaşananlardan büyük üzüntü duyuyordu ve sadece laf üreten Müslüman ülke liderlerini bundan sorumlu tutuyordu. İsrail’in saldırılarını engellemekle ilgili teklifi şuydu: “İsrail'le ticaret kapılarını kapatırsak İsrailliler ölmez ama İsrail'e demir ve çelik ihraç etmezsek, tatlı su göndermezsek ve Azerbaycan petrolünün Türkiye üzerinden geçişine izin vermezsek İsrail büyük sıkıntı çeker” diyordu. Mevcut dünya sistemlerinden fayda yerine zarar gören insanlığın tek kurtuluşunun Kur’an’a dönmek ve onun koyduğu ilkelere göre yaşamak olduğunu söylerdi. Her türlü aşırılığa ve dayatmacı anlayışa karşıydı. Özel sohbetlerde dile getirdiği kendine has çoğu fikirlerini, telif ettiği 5 ciltlik tefsire almamasını buna bağlar. Tefsir ilminde bir hazine olan ve kitapları okullarda okutulup hakkında tez çalışmaları yapılan Prof. Dr. Sait Şimsek Hocamıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Rabbimiz taksiratını af, makamını cennet, derecesini âli eylesin.”
‘DOĞRU BİLDİĞİ YOLDA ASLA TAVİZ VERMEZDİ’
Merhum Prof. Dr. Mehmet Sait Şimşek’in oğlu Hasan Şimşek Güç odaklarının baskılarına boyun eğmeden doğru bildiği yolda asla taviz vermeyen, her zaman Kur'an'ı işaret eden bir pusula gibi olduğunu ifade etti. Şimşek, “ Babam, M. Sait Şimşek 1951 yılında Mardin'in Kumlu Köyü'nde dünyaya geldi. Bize, yani çocuklarına, hayat hikâyesini anlatmayı severdi. Yaşadığı büyük zorlukları, yaşam mücadelesini, okul hayatında imkânsızlıklarla nasıl baş etmeye çalıştığını fırsat buldukça anlatmaktan zevk alırdı. Küçük yaşlarda yetim kalan babam, yoksul bir ailede büyüdü. Hayatında önemli bir rol oynayan abisi Melle Yusuf, medrese eğitimi almış ve genç yaşına rağmen bölgenin kıymetli ilim adamları arasında yerini almıştı. O dönemin şartlarında iş gücünden faydalanılacakken çok az çocuk okula gönderilirdi. Annem Hikmet Hanım'ın babası Halil Günenç Hoca, babam M. Sait Şimşek'in maddi imkânsızlıklar nedeniyle okulu bırakma aşamasına geldiği bir dönemde devreye girer. Halil Hoca, talebesi olan Yusuf amcama babamın mutlaka okutulması gerektiğini, onun çok zeki olduğunu ve ziyan olmaması gerektiğini söyler. Amcalarımın o zamanki destekleri, babamın hayatının dönüm noktası olmuştur.”
‘ÇOCUKLUĞUMUZ BABAMIN DAKTİLO SESLERİYLE GEÇTİ’
Hasan Şimşek çocukluklarının babasının daktilo sesleriyle çektiğini ifade ederek kendilerine birçok öğütte bulunduğunu ifade ederek, “ Bizim çocukluğumuz, babamın daktilo sesleriyle geçti. Kendini Kur'an mücadelesine o kadar kaptırmıştı ki, ailecek çok keyifli bir sohbeti bir anda yarıda kesip aklına gelen cümleleri unutmadan yazıya dökerdi. Onu bu kadar değerli kılan da kendini Kur'an yoluna bu denli adamış olmasıydı. İslam hakkındaki söylemlerini Kur'an ile delillendirdiği için sözü her zaman kıymetli olmuş, fikirleri sağlam temeller üzerine kurulmuştur. Bana ve kardeşlerime sürekli şahsiyetli olmamızı, aklımızı kullanmamızı ve kendi fikirlerimizin olmasını öğütlerdi. Bu ilkeler, kendi hayatını da şekillendirmişti. Güç odaklarının baskılarına boyun eğmeden doğru bildiği yolda asla taviz vermeyen, her zaman Kur'an'ı işaret eden bir pusula gibiydi. Yaklaşık bir yıldır kanserle mücadele eden babamı kaybettik. Çok kıymetli bir değeri yitirdik ancak tesellimiz, hayattayken kayda alınmış sohbetleri ve kaleme aldığı kitaplarıdır. Son eseri "Hayat Kaynağı: Kur'an Tefsiri" ilmi birikiminin zirvesi ve bizlere bıraktığı en büyük mirastır. Rabbim, bizlere de Kur'an yolundan sapmayan onurlu bir hayat yaşamayı nasip etsin.”
‘SAMİMİ BİR MÜSLÜMAN VE İLİM ADAMIYDI’
Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Akademisyenlerinden Doç. Dr. Cahit Karaalp, merhum Prof. Dr. Mehmet Sait Şimşek’in samimi bir Müslüman ve ilim adamı olduğunu belirterek, hocanın dersini merakla beklediğini ifade etti. Şimşek, “Hocamın öğrencisi olmakla her zaman gurur duyduğumu ve kendisiyle tanıştığım için kendimi bahtiyar addettiğimi ifade etmeliyim. Sait Şimşek hocamla komşu köylüyüz ama ilahiyata gelene kadar kendisini hiç tanımıyordum. Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine geçiş yaptığım dönemde (1998) hocamı yeğenleri vasıtasıyla tanımıştım. Dersine gireceğim zaman bana Sait hocanın sapkın fikirlerinin olduğu, ondan etkilenmemem gerektiği söylenmişti. Birçok arkadaş bu telkinlerin etkisi ile dersi dinlememeye gayret ediyorlardı. Her yerde olduğu gibi Selçuk İlahiyatta da öğrenciler derse girmeden önce üst sınıflardan hocanın fikirleri, yapısı, karakteri ve tavrı hakkında bilgi edinirlerdi. Dersini dinlediğimde etkileyici üslubu, ikna edici delilleri ve anlaşılır aktarımı sayesinde ön yargılarım yıkılmış ve zihnimdeki kalıplar bir bir kırılmaya başlamıştı. Her hafta hocamın dersini dört gözle bekler ve “hocam bugün ne anlatacak” diye merak içinde olurdum. Aynı merak yüksek lisans ve doktora derslerinde de devam etti. Kendisini; namazına önem veren, gereksiz konulara girmeyen, haksızlığı kabul etmeyen, hakkı her daim dillendiren, kimsenin arkasından konuşmayan, ilmi konuları önemseyen, çağrıldığı her yere sohbet vermeye giden, ümmetçi, açık görüşlü, açık sözlü, farklı fikirlere saygılı, yardımsever, işinin ehli, tevazu sahibi, haddini-hududunu bilen ve gerektiğinde had-hudud bildiren, kalbi Müslümanlar için atan, ümmet coğrafyasının zilletten kurtulması için düşünen, çabalayan, belli ilkeleri ve duruşu olan samimi bir Müslüman ve ilim adamı olarak tanıdım, bildim.” İfadelerini kullandı.
‘VEFA SAHİBİ BİR İNSANDI’
Merhum Prof. Dr. Sait Şimşek’in vefa sahibi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karaalp konuşmasını şöyle sürdürdü, “ Hocamı en iyi “vefa” kelimesi ifade eder. Zira o eşinin hastalığından vefatına kadar yanından hiç ayrılmamış, çocukları doktora götürebilecek yaşta olmalarına rağmen vefasızlık olmasın diye kanser hastası eşini yıllar boyunca bizzat kendisi götürüp getirmiş ve vefatından sonra eşini her zaman hayırla yâd etmiş vefa sahibi bir kişiliktir. Hocamın bilinmesi gereken en önemli yönü bence nüktedanlığıdır. Onu tanıyanlar ve konuşmalarına, tartışmalarına şahit olanlar nüktedan yapısına her zaman hayran kalmışlardır. Yüksek İslam Enstitüsünde okurken Yabancı Diller Yüksek Okulu ile Yüksek İslam Enstitüsü arasında tercih yapmak durumunda kaldığında hangi okula devam edeceğini danıştığı bir hocasının kendisine istihareye yatmayı önermesi üzerine; “ben uyanıkken karar veremediğim bir şeye uykuda nasıl karar verebilirim” şeklinde karşılık vermiştir. Farklı fikirleri dile getirdiği bir derste ona; “neye dayanarak bu görüşleri söylüyorsunuz” diyen bir öğrenciye “görmüyor musun, koltuğuma dayanıyorum” diyerek cevap vermiştir. Hocamı bilenler onun gösteriş ve riyadan uzak olduğunu, kimseye tepeden bakmadığını, muhtaç öğrencilere gizli gizli yardım ettiğini, hiçbir zaman şan şöhret peşinde koşmadığını, güce taraf olmadığını, haksızlığa meyletmediğini, mazlumu sahiplendiğini; cömert, samimi, mütevazı, ilkeli, hoşgörülü, hayırsever ve sorumluluk sahibi bir yapıya sahip olduğunu bilirler. O en netameli ilmi konuları ustalıkla çözen, delillerin peşinden giden, taklide karşı duran, tenkit zihniyetine her zaman vurgu yapan, fikri atalete karşı zihni uyanışı destekleyen, fikri ve ameli olarak dosdoğru bir çizgi takip etmeye çalışan, hayatının her evresinde hak ve hukuktan ayrılmayan, torpil ve kayırmacılığa karşı duran, milli hamasetin aleyhinde görüş belirten, kavmiyetçi-milliyetçi duruşları tenkit eden bir yapıya sahiptir.”
‘İLİM VE ADALET YOLUNDA BİR REHBERDİ’
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tefsir Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Kayacan, merhum Prof. Dr. Sait Şimşek’in ilim ve adalet yolunda bir rehber olduğuna dikkat çekti. Kayacan, “ 1988 yılında Konya Selçuk Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenci olduğum dönemde, İstanbul’da başlayan Kur'an’ı doğru anlama çabamı Konya’da da sürdürmek istiyordum. Bu dönemde, Ahmet Baydar adlı yazarın tavsiyesiyle Sait Şimşek Hoca ile tanıştım. Şimşek Hoca, sorularıma büyük bir sabır ve içtenlikle cevap verirdi. “Murat yoğunum.” ya da “Senin Arapçan bile yok, kendini âlim mi sanıyorsun?” gibi sözlerle beni geri çevirmezdi; aksine, okumaya ve düşünmeye teşvik ederdi. Lisans eğitimim sırasında (1988-1992) her hafta Sait Hoca'yı ziyaret eder, sorularımı ona yöneltirdim. Onun bilgeliği ve rehberliği, hayatımda silinmez izler bıraktı. Yüksek lisans yapma kararı aldığımda Arapça bilgimin yetersiz olduğunu bilen Şimşek Hoca, beni Din Eğitimi alanına yönlendirdi. Bu süreçte Arapça öğrenmeye başladım ve bu dilin önemini kavradım. Doktoramı (1997-2003), Sait Hoca'nın danışmanlığında yani tefsir alanında yaptım. Tefsir ilminde derinleşirken, Şimşek Hoca'nın adalet ve bilgiye olan bağlılığına hayran kaldım. Lisans dönemimden itibaren sorularımı sabırla dinler, gerektiğinde not alır ve cevabını bilmediği konuları araştırarak açıklama yapardı. Onun bu yaklaşımı, ilmi merakımı ve öğrenme arzumu sürekli canlı tutardı. Odasına gidip çayını içmeyi, masasını düzenlemeyi ve kitaplığını düzeltmeyi severdim. Şimşek Hoca ile görüşmek, benim için büyük bir öğrenme fırsatıydı. Onun sayesinde gereksiz ve uzun yorumlar yerine kısa ve öz cevapların değerini öğrendim. O, döneminin fikir akımlarını bilmenin müfessir için ne kadar önemli olduğunu vurgulardı. Haklıydı, gazete ve dergi okumayan bir müfessirin ümmete nasıl faydası olacaktı? Adalet ve bilgiye olan bağlılığı, Şimşek Hoca’nın tefsir ilminde nasıl bir rehber olduğunu gösteriyordu. O, yükseköğrenim hayatım boyunca ve hatta sonrasında da bana rehberlik eden bir öğretmendi. Onun sabrı ve teşvikleri, akademik yolculuğumda büyük bir rol oynadı. Bugün, onun benden istediği şekilde elimden geldiğince öğrencilerime ders dışında da vakit ayırıyorum. Sait Şimşek gibi değerli hocalarımızın samimiyetini ve ilmi merakını yol edinmek, bizim için hem bir görev hem de bir onurdur. Allah, Sait Şimşek ve onun gibi değerli hocalarımıza rahmet etsin.”
‘HOCAMIZIN VEFATIYLA DERİN BİR ÜZÜNTÜ DUYDUK’
Merhum Sait Şimşek’in öğrencilerinden Selçuk Üniversitesi (SÜ) İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Arş. Gör. Abdullah Karaca, hocaların vefatı ile derin bir üzüntü duyduklarını ifade ederek, “ Mehmet Sait Şimşek hocamızın vefatı; yakınlarını, dostlarını, talebelerini, ilim adamlarını, tefsir akademisini ve Kur’an okurlarının pek çoğunu derin bir üzüntüye boğdu. Hocamızı sevenler ve vefatına üzülenler arasında bulunmak benim için bahtiyarlık. Lisans döneminde kitapları üzerinden tanıdığım hocamla, 2017 yılında Selçuk Üniversitesi’nde göreve başladıktan sonra bizzat tanışma imkânı buldum. Öğretim üyeliğinin son yıllarına ve emeklilik dönemine rastlayan yedi yıllık süreçte yanında bulunma saadetine nail oldum. Bugün üzüntümüzü bir nebze azaltan şey, hocamızın eserleri ve anıları. Hocamızın sade bir üslûba sahip olan eserleri, araştırmacılar ve okurlar için; öğretici, geliştirici, ufuk açıcı ve bakış açısı değiştirici nitelikte. Özellikle Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri okurlara Kur’an’ı anlamada adeta bir anahtar vermekte. Hayat Kaynağı, zihnini sınırlandırmamış bireylerin okuması gereken ilk tefsirlerden biri. 2021 yılında düzenlenen bir onur programında Sait hocamı kısaca “düşünen, sorgulayan, bir fikri özümseyerek sahiplenen, samimi, sempatik, nüktedan, farklı görüşlere açık ve muhakkik bir hocamız” diye tanıtmıştım. Doğrusu o gün kendisi aramızda iken önemli ölçüde yeterli olduğu zehabına kapıldığım bu niteliklerin aslında eksik olduğunu şu an görmekteyim. Bugün hocamızı tanıtmak için ilaveten hangi ifadeleri, sıfatları, özellikleri anacağıma karar veremiyorum. Bunda hem hocamızın vefatından ötürü hissettiğim üzüntü hem de faziletli insanların vefatları sonrasında kıymetlerinin daha iyi anlaşılması gerçeği etkili olmalı.”
‘FARKLI GÖRÜŞLERDEN RAHATSIZLIK DUYMAYAN VE ÜSLUBUNCA TARTIŞMAYI ÇOK SEVEN BİRİYDİ’
Merhum Sait Şimşek’in farklı görüşlerden rahatsızlık duymayan ve üslubunca tartışmayı çok seven biri olduğunu ifade eden Karaca, “ Bir bireyin, çok sevdiği biri hakkında vefatı ardından duygularını belirtmesi -özellikle de bilimsel yazı yazmaya çabalayan akademisyenler için- gerçekten de kolay değilmiş. Bununla birlikte, hocamızın fikir dünyasına dair bazı tespitlerimi paylaşmak isterim: O; müzakerelere, sohbetlere ve interaktif derslere aşıktı. Hakikati benimseme ve dillendirme noktasında cesurdu, samimi idi. Realiteyi gözetir; fakat idealleri, günün koşullarına ve menfaat uğruna feda etmezdi. Meselelere gündem ve siyaset üstü bakma ferasetine sahipti. İlmî meselelere ve güncel konulara dair fikirleri, çevresi tarafından merakla beklenirdi. Farklı görüşlerden rahatsızlık duymayan ve üslubunca tartışmayı çok seven biriydi. Müslümanların tek bir mezhepten ibaret olamayacağını düşünürdü. Ayrıca kıyamete kadar hem inananların hem de inkârcı insanların mevcut olacağının farkındaydı. Bu nedenle gerek Müslümanların kendi aralarındaki ihtilaflarda gerek gayrimüslimlere karşı tartışmalarda hep sağduyulu ve sakin bir tavra sahipti. Farklı düşüncelere ve tartışmalara açık olsa da sık sık eleştirdiği durumlar da vardı elbet. Milliyetçilik, mezhepçilik, bağnazlık, çıkarcılık, hurafe, aşırı ve sapkın mistik akımlar onun daima tenkit ettiği konulardı. Biricik hocamızı, önemli bir ilim adamını ve tecrübelerinden istifade edeceğimiz bir büyüğümüzü kaybettik. Başta ailesi olmak üzere tefsir akademisinin, sevenlerinin ve Kur’an okurlarının başı sağ olsun! Allah hocamıza rahmetiyle muamele eylesin! Mekânı cennet, makâmı âlî olsun! Amel defteri kıyamete kadar kapanmasın!”
‘MÜTEVAZİ VE KİBAR BİR İSİMDİ’
İlahiyatçı- Yazar Cemaleddin Sancar, merhum Sait Şimşek’in mütevazi ve kibar bir isim olduğuna dikkat çekerek, “ Hocam, kardeşim, arkadaşım, Konya’da komşum Said Şimşek’i 1967’den beri yakinen tanırım. Diyarbakır İmam-Hatip Lisesinden Konya Yüksek İslam Enstitüsünü bitirinceye kadar güzel ilişkilerimiz devam etti. Y. Lisans ve doktora hocam idi. Vefatından yirmi gün önce telefonla görüştük. Said Şimşek ilmi dehası yanında mütevaziliği, kibarlığı, fikir alışverişi esnasındaki ikna edici kabiliyeti öne çıkan özelliklerinden idi. Fikrini kabul ettirme duygusundan ziyade yol göstericiliği ve müsamahası dikkat çekiciydi. Said Şimşek’in Tefsir ilmindeki derinliğiyle verdiği eser, makale ve konferansların cari sadaka hükmünde olmasını Yüce Allah’tan diliyorum. Allah cc cennetiyle mükâfatlandırsın. Ruhunuz şad olsun aziz kardeşim!”
‘ÖMRÜNÜ KUR’AN’I ANLAMAYI VE YAŞAMAYI KOYMUŞ BİR ALİMDİ’
Akademisyen ve Sosyolog Prof. Dr. Yasin Aktay, Merhum Prof. Dr. Sait Şimşek’in ömrünü Kur’an’ı anlamayı ve yaşamayı koymuş bir alim olarak yaşadığını ifade ederek şunları söyledi, “Alimin ölümü alemin ölümü gibidir gerçekten. Her alim, kendine özgü bir alemi gergef gergef işler. İnsanların içinden bakabileceği pencereler açar, kendi dertleri, kendi endişelerini, kendi dilini, kavramlarını ve meselelerini ortaya koyar. Bayramın ikinci günü toprağa verdiğimiz Sait Şimşek Hoca hiç kuşkusuz kendi alemini inşa etmiş, kendi meselelerini hissettirmiş, bu meselelerin hepsinin de merkezine Kur’an’ı anlamayı ve yaşamayı koymuş bir alimdi. Konya’da bulunduğum, Selçuk Üniversitesi’nde çalıştığım yıllarda nimet saydığım çok şeyler yaşadım, çok dostluklar edindim, çok iyi sohbet meclislerinde bulunup feyz almaya çalıştım. Büyük nimet saydığım konulardan biri Sait Şimşek Hoca ile tanışmış onun sohbetlerinde bulunmuş olmak ama yine en çok hayıflandığım hususlardan birini sorsanız o da onun sohbetlerinde daha fazla bulunamamış olmaktı. Yıllarca süren ve ilahiyatçı, sosyolog, tıp, edebiyat ve iş dünyasından arkadaşların bir araya geldiği Salı sohbetlerimizin hiç aksatmayan müdavimlerindendi. Sohbetleri o idare etmiyordu ama açıkçası benim gözüm kulağım meclis içindeki herkesten ziyade onda olurdu. Herhangi bir konuya yapacağı katkı, bir meseleye yaklaşımı, açıklaması benim için ciddi bir merak konusuydu, çünkü her zaman kendine özgü bir açılımı olurdu. Bu açılımda da yanlış anlamayın en önemli boyut yalınlığı, sadeliği ve en açık olanını tercih ediyor olmasıydı. Kur’an, vahy onun için her zaman birincil temel referanstı. Çoğu kişinin bazı alışkanlıklarla veya modalara uyarak en son başvurduğu referanslara o ilk planda başvuruyor ve belki de sonraki kelamın havanda su dövmek olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyordu. Hiçbir sohbette kimseyle tartıştığını, didiştiğini göremezdiniz. Hakikat onun için kimsenin malı olamazdı, ama onun çok temel konularda bir hakikat iddiası vardı ve bundan asla tavizi yoktu. Ama taviz vermediği bu hakikat iddiasını başkalarına zorla dayatmak gibi bir derdi, telaşı hiç yoktu. Bu da onun en önemli şahsi özelliklerinden birini öne çıkarıyordu. Hocanın ne bir telaşı ne bir acelesi ne de bir makama bir yere ulaşma hırsı vardı.”
‘HOCA, KUR’AN ÜZERİNE ÇALIŞMALARINI BİRKAÇ ESERİNDE TOPLAMIŞTI’
Prof. Dr. Sait Şimşek’in Kur’an üzerine çalışmalarını birkaç eserde topladığına dikkat çeken Aktay, “Hoca, Kur’an üzerine çalışmalarını birkaç eserinde toplamıştı. En son uzun yıllar üzerinde çalıştığı 5 ciltlik bir Kur’an tefsirini de 2010 yılında tamamlayarak okuyucularıyla buluşturmuştu. Kanaatimce ve işin erbabınca Türkçede yapılmış en güzel tefsirlerden. Tefsirinin çok kısa ve alabildiğine sade önsözünde “ekol ve şahıs olarak kimsenin etkisinde kalmadığını” düşündüğünü ifade etmiş. Ne kadar kendinin farkında olan bir ifade. Kimseye özellikle tabi olmamaya çalışmıştır, ama yine de kalıp kalmadığı konusunda ihtiyat payını elden bırakmayan bir ifade. Devamla “bugüne kadar okuduklarımdan ve hayattan edindiğim birikimimi Kur'ân metniyle test ederek, bu metinden vus'atım miktarınca anladıklarımı yazdım” diyerek tefsirinde söylediklerine bir mutlaklık atfetmeyen bir iyiniyet. Sözü hiç uzatmadan, başka yerlerde kolaylıkla bulunacak detaylarla okuyucuyu yormadan, sadece meselenin künhünü ortaya koyan tefsirinin başlığı Kur’an’ı nasıl bir yere koyduğunu da anlatıyor: “Hayat Kaynağı Kuran Tefsiri”. Kur’an onun hayatı yaşarken, meselelere bakarken, hangi konuya yaklaşırsa yaklaşsın rehberliğini aradığı ve bulduğunu hissettiği, yaşadığı bir kitaptı. Konya’nın, Türkiye’nin ve İslam aleminin kaybı büyük. Allah’tan kendisine rahmet bütün sevenlerine başsağlığı diliyorum.”
‘ZEKİ VE KÜLTÜRLÜ BİR İNSANDI’
Komşusu ve arkadaşı Halife Koyuncu ise Prof. Dr. Mehmet Sait Şimşek’in zeki ve kültürlü bir isim olduğuna dikkat çekerek, “Hayatında çok sıkıntılar çekerek bir yerlere gelmiş bir isimdi. Sınıf atlayarak okuyan bir kişiydi. Hiçbir zaman tartışmaya girmezdi. Düşüncelerinden emindi ve net şekilde ifade ederdi. Çok düşünen ve az konuşan bir kişiydi. Çok mütevaziydi. Komşuluk ilişkilerini önemserdi. İkram etmeyi seven bir isimdi. Allah rahmeti ile muamele eylesin.”

















Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir