Bugün size ünlülerin sözlerinden ve ders alınacak ifadelerden bahsetmek istiyorum.
Allah izin verse yeniden başlayabilseydim hayata, ikincisinde daha çok hata yapardım. Hatasız, kusursuz olmaya çalışmazdım. Sırt üstü yatardım.Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar. Çok az şeyi ciddiyetle yapardım. O kadar temiz olmazdım, daha çok risk alır, daha çok seyahat eder, daha fazla güneşin doğuşunu seyreder, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehir aşardım. Görmediğim yerlere gider, daha çok dondurma, daha az bezelye yerdim. Problemlerim daha çok gerçekçi olurdu, hayalı problemlerim ise çok az.
Hayatın her anını gerçekçi ve üretken yaşayan insanlardan olurdum. Elbette mutlu anlarım oldu ama yeniden başlayabilseydim eğer. Daha çok mutlu anlarımın çıkmasına çalışırdım. Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten bence. Eğer yeniden yaşayabilsem hayatı ilkbahar’da ayakkabılarımı fırlatır atar, sonbaharda ayağıma takardım. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır çocukluğumu daha iyi yaşardım.
Bir şansım daha olsaydı eğer;
70’den 80’e adım atmaya başladık hayatı daha dolu dolu yaşardım. Sevdiğimi yanımdan ayırmaz, sevmediğimi yanımdan uzaklaştırırdım.
Belki çok ütopik buldunuz ama, benim, düşüncem görüşüm bu.
+++
Krala ülkesinin uzak bir yerinde yaşayan ermişin marifetlerini anlatırlar.
Kral buyruk vermiş:
Bulun getirin şunu.
Bulmuşlar ve apar topar kralın huzuruna çıkarmışlar.
Sen rüzgarların sesini dinleyerek gelecekte neler olacağını sezinliyormuşun.
Sanırım…
Hayvanların dilinden anlıyormuşun…
Öyle diyorlar…
İnsanların kafasındaki düşünceleri okuyormuşsun.
Evet…
Kral ;
Öyleyse, şimdi arkamda kavuşturduğum ellerimin arasındaki kuş canlı mı, cansız mı olduğunu bil bakalım!..
Ermiş kişi önce duraksamış;
Canlı dediği anda kral kuşu sıkıp öldüreceğini sezerek:
Majesteleri, sorunuzun yanıtı avucunuzun içinde…
+++
Acaba diyorum bugün o günlerimi yaşıyoruz ?
+++
Fransa’nın eski başbakanlarından Clermencau’ya ithaf olunan bir söz vardır.
Diyor ki;
Savaş generallere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.
Bu lafı bugünkü Türkiye’mize uyarlarsak :
Siyaset, bu siyasilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.
Ne dersiniz ?
+++
Ömer Hayyam’dan bir şiir:
Felek ne cömert aşağılık insanlara !
Han, hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmayan adama ekmek yok.
Sen gelde yuf çekme böylesi dünyaya…
+++
Bu sözde Hz. Mevlana’dan :
Komşulardan av kapmak, aslanlara göre ayıptır.
Köpeklere göre değil.
+++
Bektaşi ile papazın hikayesini bilirsiniz.
Bektaşi babasıyla, kilisenin papazının arası çok iyiymiş. Yıllarca aynı mahallede oturmuşlar. Gel zaman, git zaman papaz hastalanmış ağır yatakta yatıyor. Baba dostu olması nedeniyle Bektaşi’ye haber vermişler, o da kalkıp papazın ziyaretine gitmiş.
Papaz bektaşiyi görünce bir şeyler söylemek istemiş ve dudakları kıpırdamış.
Bektaşi hemen papazın ağzını eliyle tıkamış.
Dışarı çıkınca sormuşlar, neden ağzını tıkadın ?
Bektaşi başını sallamış :
Ben bu papazı kırk yıldır tanırım, şimdi bir şahadet getirir böylece doğruca cennete gider. Biz yine yaya kalırız !
+++
Şiir de Neyzen Teyfik’ten .
Üstüne alma, fakat dinle samur kürkçüyü sen.
Nasıl olsa, kabahat sahibini terk ezmez.
Merhum Şinasi Nahit’in sözleri de günümüze uygun buluyorum.
Bu memleket uzun laftan battı.
Yazımı bir Yahudi Atasözü ile noktalayayım:
Gözyaşları ruhun sabunudur.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir