Hani pek çoğumuz duymuş, okumuşuzdur.
Nasreddin Hoca göle maya çalıyormuş. Bunu gören Temel ‘Hocam ne yapıyorsun?’ diye sormuş.
Hoca Nasreddin ‘Göle maya çalıyorum’ deyince Temel ‘Hocam ne yapacaksın o kadar yoğurdu?’ demiş…
Hocanın cevabı hazır:
‘Ya tutarsa’ deyip maya çaldığı Akşehir Gölü tümüyle kurumuş…
Hoyratça kullandığımı sularımızı yok oluyor. Konya Ovasından sonra Ankara’da da obrukların oluştuğu haberleri var.
Şöyle haberlere bakıyoruz, izliyoruz da, insanlık mayasını kaybetmiş, çürütmüş.
Yalan, iftira, hırsızlık, cinayetler, basit sebeplerle kavgalar, doyumsuzluk, şükürü, sabrı unutmak, isyankarlık, aile içi ilişkiler yaz yazabildiğin kadar…
Acaba Nasreddin Hoca olsaydı, mayamızı yenilermiydi bilmiyorum.
Temel Akşehir Gölü’nün şimdiki halini görse, insanlık halimizi görse ne derdi bilemiyorum.
Ben Hoca’yı görsem (!)‘Hocam insanoğluna da biraz daha insanlık mayası çalmalıymışsın’ derdim.
+++
Okullarımız açıldı,
Milyonlarca çocuğumuz okulları özlemiş . Okul bahçeleri cıvıl cıvıl.
Ancak bir o kadar da okul önleri ana- baba günü…
Daha okulların pek çoğunun önünde “özel güvenlikçi” yok.
Her ne kadar Milli Eğitim bakanı ve ilgililer Korona virüs için okullarda iyileştirme yaptık dese de kent merkezindeki bir çok ilk ve ortaokullarda sınıflarda 40-45 çocuk var.
Bu çocuklarımızı virüsten nasıl koruyacağız bilmiyorum.
Veliler bu konuda oldukça endişeli…
Velililerin bir başka derdi daha var.
Kırtasiye malzemelerine yüzde üç yüz zam gelmiş. Bir veli olarak tabi ki beni de ilgilendiriyor. Ama bizler bu durumu çoktan hak ettik…
Çünkü çocuklarımız ne istediyse fazlasıyla aldık. Bir öğretmen dostum bana aynen şunları anlattı:
Her gün sınıflardan çöp niyetine atılmış bir poşet kalem, açacak, silgi ve daha neler neler toplanıyor…
Sınıfta soruyoruz öğrencilere ‘Bu kalem kimin, bu açacak kimin?’ sahip çıkan olmuyor. Çocuklar dönüp bakmıyor bile. Yırtılmış defterler, koparılmış kağıtlar, atılmış kalemler…
Her sınıfta Bakanlıkça ücretsiz dağıtılan kitabını kaybetmiş bir iki öğrenci mutlaka çıkıyor. Hemen yenisini veriyoruz…
Çocuğu yenisiyle ödüllendiriyoruz, çocuk hiçbir şey hissetmiyor!...
Alınan bir kitapla beş nesil okuyan, bir kalem bir defterle bir yıl idare eden çocuklardan, hiçbir şey hissetmeyen, duyguları olmayan şimdi ki çocuklara…
ne diyeceğiz ki…
+++
Yazımızı bir Temel fıkrası ile başladık, bir Temel fıkrası ile nokta koyalım ve biraz gülümsetelim.
Temel palavra atıyordu:
– Bizim sülale Yusuf peygambere kadar dayanır. Dursun itiraz etti:
– Amma da attun.
Nerde ise sülalenin Nuh'un cemisine bindiğinu söyleyeceksun!
– Yok canım, bizim kendi takamuz varmış…

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir